2 minute read

Kitabı anlatmadan önce nerede nasıl bulduğumu anlatarak başlayayım. Bu kitabı Barış Özcanın “ 90 günde okunabilecek 12 kitap ” başlıklı Youtube videosunda görmüştüm ve okunacaklar listeleme kaydetmiştim. Kitabı okurken hayatım boyunca yürümek hakkında bu kadar düşünmemiştim, Bu kitap beni İsviçre’de Cenevre’den Paristeki Tuileries Bahçesi oradan da Hindistana kadar bir yolculuğa götürdü diyebilirim.

Yürümenin Felsefesi

Hepimizin bildiği gibi yürümek dediğimiz şey nedir ki ? Çok basit. Bir ayağını öteki ayağının yanına atmaktan ibaret gözükse de aslında bundan çok daha fazlası.

Bazen “ hava almak” için kendimizi dışarıya atarız, peki bunu neden yapmak istediğimizi hiç düşündünüz mü ? Bunun sebebi, kendimizi nesnelerin ve duvarların hareketsizliğinden kurtarmaktır. Yürürken aslında hiçbir şey hareket etmez, sadece manzara değişir ve zaman yavaşlamaktadır. Yalnız yürümeyi mi çok severiz yoksa insanlarla mı ? Yalnız yürürken aslında yalnız mıyızdır? Doğa ve bedenimizle ruhumuz arasında bir bağ vardır.

Kitapta ünlü düşünürlerin yürümek hakkında söylediği sözler ve eserlerini nasıl ortaya çıkardıklarıyla ilgili bir çok yazı mevcut, mesela Friedrich Nietzsche.

Nietzsche, Gezgin Ve Gölgesi adlı eserini günde 8 saat yalnız başına yürürken yazmıştır.

Jean-Jacques Rousseau “ Yürürken gerçek anlamda düşünebildiğini , aklını toparlayabildiğini ve esin bulabildiğini söyler.”Yazar Henry David Thoreau “ Yaşamak için >ayağa kalkmamışken yazmak için oturmak nasılda beyhudedir” demiştir.

İsviçre

Kitabın yazarı olan Frederic’in de şöyle ilginç bir bakış açısı var, yürürken yazılan eserler ile oturularak yazılan eserlerinde arasında fark olduğunu ve bir müziğin bile yürürken yazıldığında çok daha farklı olacağından bahsetmiş, oturarak yazılan eserlerin sıkıcı olduğunu düşünmüştür. Bununla ilgili benim aklıma çok sevdiğim bir şarkısı “ Jason Mraz” ın bestelerini seyahat ederken yazdığı aklıma geldi ve ben bu konuda yazarın çıkarımını doğru buldum.

Başka bir filozof Immanuel Kant’ın ilk kitabı şu cümlelerle başlamaktadır. “İzleyeceğim yolu ben çizdim , Yürümeye bir kez başladım mı hiçbir şey durduramayacak beni” demiştir.

İngiliz şair William Wordsworth’ın evine gidip nerede çalıştığını sorduklarında kız kardeşi bahçeyi göstererek işte çalışma odası demiştir.

Yazıyı daha fazla uzatmak isterdim ama uzun yazıların okunmadığını düşünerek biraz daha bir şeyler yazarak bitirmek istiyorum. Bu yazıyı eğer bugün okuduysan içinden nasıl yürüyebilirim ki bu sokağa çıkma yasaklarının olduğu günlerde diyebilirsin , Hazır evdeyken yürümek ile ilgili biraz düşün ve yeniden her şey normale döndüğünde artık bunları bilerek yürümeye başlayabilirsin , bırak yorulacağım diye tutma kendini , kaybolmaktan korkma. Keşfetmek seni daha mutlu edecektir.

Okuduğun için teşekkürler.

Son olarak yine William’ın şu mıslarıyla bitirmek isterim.

“İşte böyle süzüldüm o sessiz yoldanBedenim yudumluyordu sükunetiÖyle bir iyileşme ki uyku gibi dinginAma daha da tatlısı. Tepem, arkam, önüm,Her yanım huzur ve bir başınalıkla çevriliydi.”

Updated: