1 minute read

Bir süredir yazmıyordum. Aslında kitaplar ile ilgili yazdığım yazılar genelde şu şekilde oluyor. Kitabı okuyorum , bitiriyorum şöyle bir son kez elime alıp ön yüzünü ve arka kapağını yeniden okuyorum , içini açıp sayfalara hızlıca bir yeniden göz gezdirip “ vay bee ne kitaptı” dedikten sonra goodreads’i açıp kitap hakkında yazmaya başlıyorum. Sonrasında yazdıklarım biraz uzun olursa medium’a ekliyorum. Buda aslında bir goodreads review yazım.

Kitaptan bir kaç alıntıya ve kitap hakkında neler hissettiğime yer vereyim.

“ Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.”

Sartre okuması bana biraz ağır geldi, yer yer tasvir ettiği olayları içinde bulunduğu durumu anlatırken, anlamaya çalışmakta zorlandım. Odaklanmada zorluk çektiğim için büyük ihtimalle o yüzden bazen derinine inemedim kitabın ama zaman zaman beni güldürdüğü ya da başka duygu durumlarına soktuğu durumlarda oldu ve bu zamanlarda da kitaptan oldukça keyif aldım.Alıntı yaptığım yerler kitabın içinde kendimi bulduğum, karakterle kendimi aynı düşünceler içinde bulduğum alıntılar.

“ Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir , kişiler girer çıkar yalnız. Başlangıçlar da yoktur; günler anlamsız bir şekilde birbirine eklenir durur.; sonu gelmez tekdüze bir ekleniştir bu.”

Son olarak sanırım kitabın içinde herkesin aklında yer ettiğini düşündüğüm bir alıntı ile sonlandırıyorum.

“ Yalnızdım, ama bir kente yürüyen ordu gibiydim.”

Updated: